Genel

1600, Abi…

Ekşi Sözlük yazarlarından yumrukmezesi’nin paylaştığı bir anıyı yayınlamak istedim. Çok içten ve samimi bir anlatımıyla sanki o anı siz yaşıyormuş gibi hissedeceksiniz. Yani gerçekten vicdanlı olan insanlar bunu hisseder. Adaletsizliğin kol gezdiği günümüzde; dengeler altüst olmuş ama kimsenin sesini çıkardığı yok, mutluluk oyunu oynamayı çok seviyor herkes. Lafı uzatmaya niyetim yok, sizleri hikayeyle baş başa bırakıyorum.

sabah erkenden kalkıp, berbere gittim. gittim gitmesine de, berber daha gelmemiş. saate baktım, 06:55. uyku tutmadı, n’apim? neyse, sekize doğru geldi kenan abi. selamın aleyküm, aleyküm selam.. siftahı benimle yaptı anlayacağınız. sohbet muhabbet, ve sonrasında vedalaşma.
akabinde, hazır boşum ya; arabayı da yıkatayım dedim. yağmur yağıyordu ama önemsemedim. sıkıldım çünkü.

sürekli gittiğim bir yıkamacı var, oraya gittim. iç temizliği yapan personelin ara ara değiştiği, ama dışını yıkayan elemanın yıllardır sabit kaldığı bir yer burası. bu elemana civar esnaf “atmaca” diye seslenir. ben ise, müdür diyorum. böyle kara kuru, ufak tefek bir adam. 34 yaşında, yalnız başına yaşayan, esnaf haricinde pek de arkadaşı olmayan, günü kurtarmaktan öteye gidemeyen birisi. sözün özü, kaybedenler kulübünden.

atmaca, aracın dışını yıkadıktan sonra, iç temizliğin yapılacağı yere yanaştırdı kızımı. çocuklar, içi ile samimiyet kurar iken, biz de sohbete başladık müdür ilen. arkadaşımdır kendisi. arkadaşı bellemiştir sağ olsun beni. hani şu az sayıda olanlardan..

“doktorlar” dedi, “televizyondan meyve yememizi söylüyorlar. nasıl yiyelim ki abi? para mı var meyve almaya?” dedi.
“haklısın, her geçen gün daha da eksiye düşüyoruz” dedim. akabinde, bir süre daha temel gıda fiyatlarından bahsettik. işin içine kırmızı et girince, sustuk. birer sigara yaktık, çayımızı yudumladık. sustuk yani, hep olduğu gibi. ne de olsa, sükut ikrardan gelir bizim memlekette.. sustuk amk..

dayanamayıp sordum; “ayıptır sorması, ne kadar alıyorsun?” dedim. “sigortam yatıyor abi, kafam da rahat burada, biliyorsun.”
“ee?” dedim, “kaç yani?

  • 1600, abi..

sigortası yatıyormuş atmaca’nın, kafası da rahatmış. yaşı olmuş 34, senelerini harcamış bahse işletmeye, 1600 lira hak görülmüş atmaca’ya. sigortası yatıyormuş çünkü..

velhasıl, sorduğuma pişman oldum. içim cız etti. evi yok, yurdu yok. arkada küçük bir odası var, orada yatıyor, orada kalkıyor. karga bokunu yemeden alıyor kararmış ve nasırlaşmış avuçlarının arasına basınçlı yıkama makinesinin namlusunu, sıka sıka akşam ediyor. yıllardır sıkıyor, ama beyhude sıkıyor anlayacağınız. sigortası yatıyor ya, ses etmiyor.. hak görülmüş ya o’na 1600, “yetiyor abi” diyor. sigortam yatıyor diyor, bir sigara daha yakıyor..

ne diyeyim ki atmaca, sana meyve bile yedirmeyen bu düzenin ta avradını sikeyim!

bizim müdür sigarayı biraz fazla tüketir. aldığı paranın yarısı sigaraya gidiyordur, eminim. zaten geri kalanıyla da beslenemediği için, ufak tefek bir adama dönüşmüş. pek de sikinde olduğunu zannetmiyorum gerçi. zira, bakışları yorgun, bitsin de gideyim der gibi.. yavaş yavaş intihar edenlerden.

tahmin edeceksiniz ki, evlenemiyor da atmaca. hem zaten, nasıl evlensin ki? kendisi bile şu an meyve yiyemez iken, mandalina diye aş erecek olan evladına nasıl hesap versin? nasıl baksın yüzüne? nasıl dokunsun o öz güvenini yitirmiş yüreği ilen eşine?

ne diyeyim ki atmaca, sana bir kadınla beraber kocamayı bile hak görmeyen, evladına mandalina yedirtmeyi geçtim, hayalini bile kurdurtmayan bu düzenin ta avradını sikeyim! sikeyim değil mi atmaca? sikeyim, sikeyim!

canımsın atmaca,
sık dişini kardeşim!

kaldıysa tabii..

Kaynak: https://eksisozluk.com/entry/101292331